JOBS’UN KAYNAKLARI

JOBS’UN KAYNAKLARI

Steve Jobs






Suriye doğumlu John Jandali ve  Joanne Schieble öğrenciydi. Joanne’nin babası
flörtleşmelerini istemediği için Steve doğar doğmaz evlatlık verilmişti. Kimden
bahsettiğimi anlamışsınızdır. Tabi ki Steve Jobs’tan.


Clara ve Paul Jobs çifti maddi açıdan zengin olmasalar da
sevgi konusunda çok zenginlerdi. Hayata sarsıntılı bir başlangıç yapan Steve,
Jobs çiftinin evladı olduğu için şanslı bir çocuk oldu her zaman. Parlak bir
zekaya sahip olduğu kadar da aykırı bir insandı. Büyüyüp şirket basamaklarını
adım adım çıkarken de aykırılıklarından ödün vermedi. Ofiste en gündelik
kıyafetler giyer çıplak ayakla gezmeyi severdi.


İşte bu aykırı ama bir o kadar da muhteşem olan insana ilham
veren insanlardan bahsetmek istiyorum biraz da.


THOMAS EDISON

Thomas Edison


Jobs birçok kez çağımızın Edison’u olarak
nitelendirilmiştir. Bu iddiaya kim hak verirse versin Amerikan mucidin
hayranıydı Jobs.


Thomas Alva Edison 1847’de Ohio’da doğmuş ve Jobs gibi
aykırıksı bir tip olarak büyümüştü. Sorunlu bir öğrenci olduğu için okuldan da
atılmıştı. Bir süre evde annesi tarafından eğitim gören Edison Bilim konusunda
çok meraklıydı. Bilime karşı büyük potansiyele sahipti. 21 yaşında ilk icadını
yapmıştı: Elektrikli oy kaydedici. 1871’de Newark, New Jersey’de büyük bir
fabrika ve laboratuvar yaptırdı. Burası 
“İcat fabrikası” olarak biliniyordu. 3 yıl sonra yeni bir telgraf
sistemiyle ilk ticarisini elde etti. Laboratuvarın eserleri arasında; gramofon,
gelişmiş bir telefon vericisi, bir elektrikli kalem ve son olarak da en ünlüsü
elektrik ampülü bulunuyordu. Edison bir de en çok kar getirecek projesi olan
aküyü üretti. 1931’de öldüğünde Edison ismine kayıtlı 1.093 patent vardı. Bu
durum Jobs’un geniş koleksiyonunu bile gölgede bırakır.


EDWIN LAND

Land


Jobs’un gerçek kahramanlarından biriydi. Jobs en çok
Land’ın  neyine hayrandı biliyor musunuz?
Şirketi Polaroid’i zirvede tutuşuna.


Land 1909’da,Bridgeport, Connecticut’ta  doğdu.1932’ de üniversitedeki eğitmenlerinden
biriyle Land Wheelwright Laboratories’i kurdu. 1937’de şirket marka
değişikliğine giderek Polaroid Corporation ismini aldı. Jobs gibi o da işin
düşçülerle yöneticiler arasında bir ortaklık olması gerektiğine inanıyordu.


AKIO MORITA

morita


Sony’nin kurucusu ve Jobs’un arkadaşıydı. Hatta Morita
Jobs’a orijinal Walkman’lerden birini vermişti.


1921’de Nagoya’da doğan Morita’nın kaderinde ailesinin üç
asırlık tarihi bulunan sake işinde çalışmak varmış gibi görünüyordu. Ama
elektroniğe çok daha büyük ilgi duyuyordu. Hatta II. Dünya Savaşı’nda aktif
görev yapmış ve elektrik mühendisi Masru Ibuka ile tanışmıştı. Savaştan sonra
ikisi beraber Tokyo Telecommunications Engineering Corp.’u kurdular. İşler ilk
başta pek iyi olmasa da 1950’de Japon pazarının ilk manyetik teybiyle iyi
gitmeye başladı. 1955’te transistörlü cep radyosunun çıkışıyla daha da büyük
başarı geldi. 1958’de adını Sony olarak değiştiren şirket, üç yıl sonra New
York Borsası’nda kote olan ilk Japon şirketi oldu.


Son olarak Morita’nin, Jobs’u akla getiren iki sözünü
belirtmek istiyorum. İlki, yöneticinin işteki yeri üzerine: “İnsanların takım
ruhuyla bir araya gelebileceği ve teknolojik kapasitelerini gönüllerince
kullanabilecekleri şartlar yaratmaya çalışırız.” İkincisi ise inovasyona dair:
“ Halk neyin mümkün olduğunu bilmiyor. Biz biliyoruz.”


Katkılarıyla

13 Comments
  1. Reply
    Her Şeyden Konuşmalı Haziran 17, 2016 at 8:33 am

    Ahh bir Jobs hayranı olarak bu yazıya bayıldım. Ellerine sağlık. Böyle beyinler kolay yetişmiyor 🙂

    • Reply
      Emre Yildirim Haziran 17, 2016 at 8:47 am

      Jobsla ilgili yazılar incelemeler devam edecektir.Beklemede kalın 🙂

  2. Reply
    Turgay Aksoy Haziran 17, 2016 at 9:39 am

    Genel olarak baktığımızda aykırı insanlar başarılı olunca dahi oluyor, başarısız olunca deli deniyor. Ayrıca başarılı insanların motivasyon kaynaklarını bilmek yararlı olur.

    • Reply
      Emre Yildirim Haziran 17, 2016 at 12:06 pm

      Bana diyecek söz bırakmadın Turgay abi yorumun için teşekkürler 🙂

  3. Reply
    nida korkmaz Haziran 17, 2016 at 5:31 pm

    Yüreğinize, kaleminize ve emeğinize sağlık. Ben de yazıyorum, paylaşır ve takip ederseniz sevinirim. Sevgiyle kalın.
    nidakorkmaz.blogspot.com.tr

    • Reply
      Emre Yildirim Haziran 17, 2016 at 6:17 pm

      Link paylaşmazsanız sevinirim ben sizin blogunuzu bulurdum 🙂

  4. Reply
    Emine Bektaşi Haziran 22, 2016 at 6:26 am

    Ölmeden önceki o etkileyici konuşmasını hatırladım…

  5. Reply
    bücürükveben Haziran 23, 2016 at 10:48 am

    Aaa!! Emre'ciğim ben bu yazılarını görmedim çünkü yeni yazıların panelime düşmemiş. Son yazın olarak çocuklara istismar vardı ve ona da tıklayınca "maalesef aradığınız ….işte bu blogda yok" diye bir cümle çıkıyordu. Ben, eyvah bloğunu mu kapattı diye tekrar ana sayfaya tıkladım. Bu yazını gördüm, yorumlardaki tarihler haziran olunca panelime düşmediğini anladım. Bilgin olsun..

    Neyse konuya geleyim:) evet ne kadar ilginç değil mi? Bizde olsa çıplak ayakla dolaşıyor diye neler derler:)))Edison'u da çocukken neredeyse geri zekalı muamelesi etmişler. 🙁

    • Reply
      Emre Yildirim Haziran 23, 2016 at 11:55 pm

      Bu ülkede ne Zeki'lere ne de zekadan yoksun olanlara gereken ilgi gösterilmiyor.Belki de bu yüzden bu haldeyiz şuan 🙂

  6. Reply
    Emre Yildirim Haziran 23, 2016 at 11:56 pm

    Sitemi ziyaret ettiğin için çok teşekkür ederim korefenomeni 🙂 yorumun benim için çok önemli 🙂

  7. Reply
    cem kazan Haziran 30, 2016 at 8:03 am

    Çok güzel bir yazı olmuş. Hem de akıcı. Kalemine sağlık.

    • Reply
      Emre Yildirim Haziran 30, 2016 at 8:27 am

      Rica ederim Cem kardeşim 🙂 okuyup beğenmene sevindim

Leave a reply

Trabzon Halı Yıkama